Interaktivite Yaratıcı Yazarlığın Sonu mu?
Interaktivite Yaratıcı Yazarlığın Sonu mu?
Yirmi birinci yüzyılla birlikte teknolojinin hayatımızın her anına dokunduğu bir çağa girdik. Hayatımızın nefes almak kadar önemli bir parçasına dönüştü teknoloji. Okur yazarlık da bu gelişmeden nasibini aldı.
Fanfiction ve hikaye bloglarının yanı sıra Amazon Kindle'la birlikte elektronik kitaplar girdi hayatımıza. Hatta artık birçok insanın tercihi olan sesli kitaplar bu sürece dahil oldu.
Bu gelişmelerden belki de en çok yayılanı, okuyucuyla interaktif iletişimde kalmanızı sağlayan online yazarlık mecrası oldu.
Ülkemizde hikaye bloglarıyla başlayan süreç, şu an artık bir edebi tür haline dönüşen Wattpad yazarlığına kadar ilerledi. Okur yazarları en çok çeken özelliğiyse, arkası yarın formatında yayınlanan hikayelere anında ve bölüm bölüm alınam geri dönüşler ve yazarla okur arasındaki yine anlık olan iletişim şüphesiz.
Benzer bir etkileşim, elektronik ve geleneksel yayıncılık ile yayın hayatına giren yazarlar için sosyal medya üzerinden gelişim gösterdi. Facebook, Instagram, Snapchat ve Twitter gibi uygulamalar, okurun yazara anında ulaşabilmesine olanak sağladı. Bu elbette her iki taraf için de güzel bir gelişme oldu. Yazarı yücelten ve okuyucuyu alçaltan o algı belki de bu sayede kırıldı ya da kırılmaya başladı.
Yazarlar hikayelerine, kitaplarına gelen tepkileri anlık ölçüp buna göre kendilerini adım adım geliştirme imkanı elde ettiler.
Aynı zamanda pazarlama açısından da etkili bir çalışma gösterilmesine de olanak sağladı bu interaktivite.
Peki, bu interaktivite, sadece bu kriterlerle salt bir şekilde olumlu bir gelişme mi?
Çok az şey bu dünyada salt iyi veya kötü olarak anılabilir diye düşünüyorum.
Interaktif okur yazarlıksa kesinlike ne tam olarak siyah ne de tam olarak beyaz.
Modern edebiyat teorisi, okuma sürecini okuyucunun yorumlamasına bağlar. Hiçbir okumaya aslında bu doğrusu denemez. Her okuyucu için kurgunun yaptığı çağrışımlar farklıdır ve okuma süreci sırasında yazarın ne demek istediğini, hangi anlamları kattığını anlamak imkansızdır ki zaten lüzum da yoktur buna. Okuduğunuz kitap siz ne anladıysanız odur, yazarın anlatmak istediği değil.
Ancak interaktif okur yazarlık okurun, yazarı okuma sürecinden ayırmasına müsade etmez. Yazarlar son zamanlarda bunun iyi bir şey olduğunu düşünmektedir aslında. Sürekli paylaşılan yazma süreçleri, ‘bakın bu olayı ben yaşadım’ ‘bu karakter şu açıdan bana benziyor’ ‘ben bunu anlatmaya çalışıyorum’ çağrışımları, okuyucuya kendini yazma sürecine dahil hissettirir aslında. Yazarı kurgunun bir parçası haline getirir ancak aslında değildir. Bu sadece bir satış stratejisi olsa da yazar için aslında tehlikelidir de.
Okuru yazma sürecine dahil etmek bir süre sonra onun düşüncelerinin kurguyu yönetmesine izin vermektir aslında. Hikaye sizin kontrolünüzden çıkar. Satış ve okuma kaygısı ele geçirir sizi. Sizi geliştirecek etkili bir eleştiri aracı olmaktan çıkarak bir satıcının müşteri yorumlarını ölçtüğü bir mecraya dönüşür.
Yaratıcı bir süreç olmaz yani artık bu senaryoya göre. Sadece satılmak için üretilen bir ürün olur ve siz ne kadar engel olmak isteseniz de önüne geçmesi her zaman kolay olmayan bir sonuçtur bu.
O halde bu yazının düşündüren sorusu şöyle bir şekil alabilir: Interaktivite, yaratıcı yazarlığın sonu mudur?
Elif Yılmaz



0 yorum