Editör Kimdir? Redaktör Kime Denir?

by - Ocak 18, 2019






Editör Kimdir? Redaktör Kime Denir?

Bir kitabın oluşumun sürecinde, kuşkusuz birden fazla insanın emeği var. Fakat günümüz okurlarının eksiklerinden biri bu emekçilerin görevlerini bilmemek. Bir kitabı takdir etmenin en iyi yollarından birinin, onun sadece içinde yazanlarla değil, o yazılar size ulaşana kadar geçtiği yolları da bilmek, o yolculuğu takdir etmek olduğuna inanıyorum. Bu nedenle, kitapları nasıl okumamız gerektiğini öğrenmişken, sizlere bir de onları nasıl takdir edebileceğimiz hakkında ışık tutmak istedim ben de. Bu emekçilerden bahsettiğim küçük bir yazı dizisine başlamak istiyorum.




Kitabın yolculuğu 101: Editör kimdir? Redaktör kimdir? Aralarındaki fark nedir?

Günümüzde birçok editör ve redaktörün dahi bilmediği, aslında çok basit bir farktan bahsedeceğim bu yazımda sizlere. Böylece, bir kitabın var oluşunda en az yazar kadar büyük önem taşıyan bu iki rolü de yakından tanımış olacağız.

TDK’nın tanımına göre, editör, Fransızca kökenli bir kelime olup “Yazıları yeniden düzenleyerek yayıma hazırlayan kimse” anlamına gelir. Redaktörün kelime anlamı ise, yine TDK tarafından şu şekilde ifade edilmiştir: “Yazılmış bir metin üzerinde gereken düzeltmeleri yaparak yazıyı yayıma hazır duruma getiren kimse”

Eğer iki kelime için de anahtar sözcükler seçmemiz gerekirse, ‘yazıları yeniden düzenleyen’ ve ‘yazılmış bir metnin üzerinde gerekli düzenlemeleri yapan’ kelimelerinin altı çizilebilir.

Bir editörün görevi sadece yazılmış metnin üzerinde ‘dil bilgisi’ düzenlemesi yapmak değildir. Editör, aynı zamanda kurguyu inceleyen, yazarın da görüşlerini alarak, gerekli gördüğü yerde kurguya müdahale eden kişidir. Elbette hiçbir editör, kurguyu kafasına göre değiştiremez ya da bunu yazara dayatamaz. Ancak bir editör hikâyenin en az yazar kadar büyük bir parçasıdır. Bir nevi, yayın sürecinde yol göstericisidir yazarın. Önce kurguyu, sonra dil bilgisini kontrol eder. Tam da bu nedenle editörler kitap dosyasını, mizanpaj, yani kitabın iç tasarım süreci başlamadan önce, bir Word dosyası halinde okur.

Redaktörün görevi ise, dilimize geçen Türkçe karşılığından anlaşılabilir. Redaktör, aynı zamanda ‘son okuma yapan kişi, son okumacı’ olarak da bilinir. Redaktörün görevi dil bilgisi hatalarını incelemek, mizanpaj sırasında oluşması muhtemel teknik hataları gözlemlemektir. Redaktör kesin bir şekilde kurguya müdahale edemez. Bu nedenle redaktörler kitap dosyasını, mizanpajdan sonra, PDF formatı halindeyken incelerler. PDF üzerinde düzenleme yapabilen tek kişi mizanpajı yapan kişidir. Redaktör bulduğu hataları inceler ve dizgi sorumlusu kimse ona iletir. Daha sonra bu hatalar düzeltilir ve kitap baskıya gönderilir.



Yurt dışında bizden farklı bir yayın sistemi var elbette. Fakat şöyle üstün körü bir araştırma sonucu görebilirsiniz ki yayınevlerinde, yazarlarla birebir çalışan, dosyaları teslim alıp düzenleyerek yayına hazırlayan kişilerin ünvanları ‘fiction editor’ olarak geçer. ‘Kurgu editörü’ olarak çevrilebilir bu.
Editör olmadan, yazarın kurgusu tek taraflı olmaya mahkûmdur. Editör, ikinci bir bakış açısı görevini taşır. Redaktörse kitabın dil bilgisi ve teknik açıdan kusursuz olduğunu denetleyen kişidir. Yazar, editör ve redaktör, iç içe geçmiş halkalar olarak çalışırlar. Biri bile olmadan, bir kitabın hayata geçmesi mümkün değildir.

Kendi tecrübelerimden örnek vermem gerekirse, yayın hayatım süresince iki farklı yayınevinde bulundum ve bu yayınevlerinde iki farklı editörle çalıştım. Her ikisi de işlerini dört dörtlük yapan ve bana gerçek bir editörün nasıl olacağını öğreten insanlardı.

İlk yayınevimde birlikte çalışma şansına eriştiğim editörüm, ilk iki kitabımın bir parçası haline geldi. Gerekli yerde kurguma müdahale ederek, gerek mantık hatalarını, gerek hikâyenin akıcılığını kıran noktaları bana gösterdi. Daha sonra çalışmaya başladığım yayınevinde yine çalışma prensiplerini fazlasıyla takdir ettiği bir editör çıktı karşıma. Benim aklımın ucundan geçmeyecek mantık hatalarını bulup serdi önüme ve bunların birçoğu benim yaşımın verdi tecrübesizliğimden kaynaklıydı. Henüz hayatı o kadar tecrübe edecek, bazı bilgileri edinecek kadar büyümediğimden kaynaklanan hatalarımı bulup çıkardı.

Ve kitaplarım daha sonra redakte sürecine girdiğinde, geriye sadece kelime hatalarını, dizgiden kaynaklı sorunları düzeltmek kalmıştı.



Yazımı naçizane, küçük bir tavsiyede bulunarak sonlandırmak istiyorum. Sevgili yazarlar, editörlerinizi, redaktörlerinizi seçmek en doğal hakkınız. Fakat bunu nasıl yapacağınızı bilmiyorsanız, size kendi öğrendiklerime dayanarak her ikisi için de birer öneri de bulunabilirim.

1. Eğer editörünüzün kurguya müdahale etmiyor, mantık hatalarıyla, kurgunun ilerleyişini, akıcılığını engelleyen unsurları ele almıyor, kitlenizi gözlemleyerek onların ilgisini ve tepkisini çekebilecek noktaları belirtmiyorsa, yaptığı iş editörlük değil, redaktörlüktür. Bu durumu çözmenin en iyi yoluysa, iletişim kurmaktır. Editörünüz dosyanızla sadece dil bilgisini inceleyerek ilgileniyorsa ona yaptığı işin redaktörlük olduğunu hatırlatabilir, ilerleme kaydedemediğiniz durumda yayınevinizle iletişime geçebilir ve onlara TDK’nın tanımını da küçük bir ekleme olarak gösterebilirsiniz.

2. Redaktör düzenlemelerini bitirdikten ve dizgi de bu düzenlemeler uygulandıktan sonra dosya en son yazara gelir. Yazar onaylamadan dosya baskıya gidemez. Bu nedenle siz yazarların görevi, dosyayı en son okuyan kişi olmaktır. Sizler bu durumda ‘en son okumacı’ oluyorsunuz. Dikkatle inceleyin dosyanızı. Editörün teslim ettiği haliyle, dizgiden size gelen halini karşılaştırın. Elbette gözden kaçmış bir iki hata olabilir, insanlık halidir. Bunları tekrar bildirmeniz halinde dizgi de düzeltilecektir. Ancak dosya, editörün teslim ettiği şekilde, aynı hatalarla duruyorsa, bu durumda redaktörünüzle tekrar iletişime geçmeniz ve ona bir kez daha okumasını söylemeniz yapılacak en doğru hareket olacaktır. İşe yaramadığı takdirde yine yayıncınızla konuşabilir ve yine onlara TDK’nın tanımını gösterebilirsiniz.

Ders bitmiştir!


Elif Yılmaz

You May Also Like

1 yorum

  1. Harika ve eğitici bir yazı, kalemine ve yüreğine sağlık Elif'ciğim :*

    YanıtlaSil