ADHD’le Bir Ömür!

by - Şubat 22, 2019





ADHD/Attention Deficit-Hyperactivity Disorder yani DEHB/Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu’yla bir ömür nasıl geçer? 

Toplanın, bugün sizlerle yirmi üç yıllık hayatımın baş belası hakkında konuşacağız. 

Peki nedir bu ADHD/DEHB?

Hadi kısaca bir nedir,  ne değildir konuşup ardından derinlerine inelim.



ADHD/DEHB hayanıza sıklıklıkla aşırı hareketlilik, dikkat ve konstantrasyon bozukluklarıyla giren, aslında grip gibi, tıbbi bir bozukluk, ilaçla tedavisi olan bir hastalıktır. Lakin gribin aksine, bir ömür sizinledir bu. Çocuk yaşlarda, çoğunlukla okul çağında anlaşılır kişinin bu ‘bozukluğa’ sahip olduğu.

Bu noktada dikkat edilmesi gereken ayrıntı, her yaramaz çocuk hiperaktif, odaklanma sorunu yaşayan  kişi de dikkat eksikliği bozukluğundan müzdarip değildir. Odaklanma sorunlarının diğer önemli etkenlerinden biri de B12, Demir ve Omega 3 eksiklikleridir ki ADHD/DEHB sorununuzdan daha büyük bir aciliyet taşıdıklarını söylemek de yerindedir. 

Bir başka noktaysa, ben doktor değilim. Sizinle sadece tecrübelerini paylaşan biriyim. 
Demir eksikliği en az ADHD/DEHB kadar uzun süredir benimle olan bir şey. Asla yükselmeyen demirim, B12 eksikliğini de yetişkinlik dönemimde beraberinde getirdi. Doktorunuza danışırsanız size B12 ve demir eksikliğinin sakıncalarından daha ayrıntılı bir şekilde bahsedecektir. Fakat hadi biz konumuza dönelim.

ADHD/DEHB teşhisi konana kadar ilkokul hayatım korkunç geçti. Hoş, sonrası da pek çekici değildi.
Geleneksel eğitim sistemi öğretilerine sahip olan öğretmenim kaynaştırma öğrencileri hakkında bilgi sahibi değildi. Hatta öğrenme bozukluğu ne demek onu bile bildiğinden şüpheliyim.  Fakat sorunumun tam olarak açıklaması buydu işte. Öğrenme bozukluğum vardı.

Bir şeyleri anlamak, algılamak herkes için olduğundan farklıydı benim için. Örneğin bana bir soru sorulduğunda zihnimde önce bir ‘Ha?’ sesi yankılanıyordu. Soru cümlesini oluşturan ögelerin bir araya gelerek anlamlı bir cümle oluşturmaları birkaç saniye alıyor, cevap verme süreci benim için daha sonra başlıyordu.

Odaklanma sürem en fazla yirmi dakikaydı. O dakikadan sonrasıysa düşler dünyasına yolculuktu. Fazlasıyla hayalperest bir çocuk olmamsa pek yardımcı olmuyordu. İnanılmaz gelebilir kulağa ancak kitap okumak ve yazı yazmak benim için işkenceydi. Bir şey okurken ikinci sayfaya geçtiğimde ilk sayfayı çoktan unutmuş olurdum. Olayları organize bir şekilde aklımda tutmak imkansızdı benim için. Organize paragraflar kuramazdım. ADHD/DEHB’nun bir diğer belirtisi organizasyon güçlüğü beni ezip geçiyordu anlayacağınız. Odam da pek toplu değildi ama savaş alanına dönen odamı toplamak düşüncelerimi hatta bazen hislerimi organize etmekten daha kolaydı. 

Dördüncü sınıfta ADHD/DEBH teşhisi konuldu bana. Sürekli çöpe kalkmak istemem, yerimde kıpırdanıp durmam, hızlı ve çok konuşmam, ödevimin ne olduğunu ya da hangi not defterine not aldığımı unutmam bundandı ve öğretmenimin bana arkadaşlarımın içinde gerizekalı ve yaramaz etiketi yapıştırması bu sorunları arttırdı. Stres yaptıkça işler içinden çıkılmaz bir hal alıyordu zira.

İlkokul dönemim boyunca ADHD/DEBH teşhisim öğretmenim tarafından bir bahane olarak görüldü. Aslında sadece bir açıklamaydı.



İlkokul gelip geçti. ADHD/DEHB benimle bu yaşa kadar geldi. Bir sürü test, onlarca tedavinin sonucunda bununla yaşamayı ve kontrol altına alındığında aslında avantajlı bile olduğumu keşfedebildim.

Yetişkinlerde hiperaktivite bozukluğunun daha kontrol altına alınmış bir düzeyde karışılaşıldığı ADHD/DEHB üç farklı şekilde görülüyor kişide. Dikkat eksikliği baskın, Hiperaktivite baskı ve Karma olarak üç gruba ayrılıyor. Belirtileriyle bir liste halinde aslında şöyle:

1. Odaklanma güçlü
2. Dikkatin çok çabuk dağılması
3. Öncelikleri belirlemekte zorluk
4. Bir işe başlamak konusunda sıkıntı yaşama
5. Zaman yönetimi
6. Dikkatinizi bir noktadan diğerine aktarma. 
Örneğin ders sırasında size bir soru sorulduğunda, dinleme sürecinden, cevap vermek sürecine geçebilmek.
7. Hareketlilik: Ellerinizi kendinizi ifade etmede aşırı kullanma, yerinizde otururken sabit duramamak da hareketlilik ve hiperaktivite belirtileridir aslında.
8. Aniden sinirlenme
9. Ani duygu geçişleri. Duygularınızı kontrol edemem. Onları zihninizde ‘organize’ edememe.
10. Enerjinizi kontrol edip, doğru yönlendirebilme
11. Aynı anda çok fazla düşünmeye çalışma. Düşünceleri organize edememe.
12. Karar verme zorluğu
13. El yazısında bozukluk.
14. Bir noktaya odaklandığınızda, o odaklanma anından çıkmakta zorlanma.
15. Hafıza sorunları. Bir şeyleri hatırlayamama ve sürekli eşyalarınızı kaybedip durma örneğin. 
16. Matematik gibi sayısal derslerde sorunlar yaşama.
17. Obsesiflik ve kaygı bozuklukları
18. Uyku bozuklukları





Peki, yok mu tüm bunların bir çözümü? Avantajı ne olabilir ki böyle bir şeyin? İnsan bunla nasıl yaşar?

Tedavisi olan bir durum kesinlikle ADHD. En bilinen iki tedavisi terapi ve ilaç tedavisi. Fakat benim akapunktura bile başvurmuşluğum var.

Öncelikle, sakin olun. Bu hayatın sonu değil. Kendinizi gerizekalı gibi hissetmeyin asla. Değilsiniz. Müthişsiniz hatta. Yakıyorsunuz ortalığı.

Yaşım ilerledikçe düşüncelerimi organize edebilmenin en iyi yolunun yazmak olduğunu keşfettim. Oysa yazmanın zayıf yanım olması gerekmiyor muydu? Biraz pratikle bunun doğru olmadığını keşfetmem zor olmadı. Derslerde deli gibi not aldım öncelikle. Duyduğum şeyler hemen uçup gittiğinden ve üç saniye öncesini hatırlayamadığımdan, en iyi çözüm buydu. Aşırı hayalperest zihniminse kendini ifade edecek bir yolu vardı artık. 

Bir şeyler son ana kaldığından daha iyi ve yaratıcı çalışsam da son ana bırakmamaya özen gösterdim çünkü özellikle okuma içeren işleri yapmam diğer herkesten daha uzun sürüyor inanın. 

Kitap okumak da en büyük kabusumdu. Annemi az çıldırtmadım çocukken fakat yine biraz pratikle, okuma yeteneğim de gelişti. Odaklanma çalışması gibi oluyordu hatta benim için. Odağımı daha uzun süre aynı noktada tutmayı, düşler dünyasına gittiğimi fark edip dönmeyi öğrendim ki bu söylediğimi başardığımda 16 yaşındaydım. Daha küçük yaşlarda beklentileri biraz daha düşük tutmakta fayda var.

Kaygı bozuklukları yaşadım ben de. Bunun için en iyi yöntem kesinlikle terapi. Her şeyin altından tek başına kalkmanız mümkün değil zira. Benim duygularımı kontrol etmekte, organize edip yönlendirmekte ciddi sıkıntılarım vardı ve bir noktada ilaç tedavisine ihtiyaç duyduğumu keşfedip, ADHD/DEHB tedavimin yanında ekstra bir tedavi gördüm. Hayatımda yaptığım en iyi şey o terapiydi. Bugün olduğum kişiye çok büyük katkıları oldu.

Plan yapın! Bol bol. Biliyorum. ADHD/DEHB hastasıysanız, kontrol manyağı yanınızı susturmakta zorlanıyorsunuz. Ben sürekli listeler yapıyorum. Hedefler koyuyorum. Son teslim tarihleri veriyorum kendime. Soyut planlara güvenemezsiniz, siz de biliyorsunuz. Her şeyi somutlaştırın. En önemlisi bu.

Obsesifliğimle ilgili henüz bir adım atabilmiş değilim. Bu da benim kusurum. Dolap kapakları açıkken uykuya dalamayan ya da geçmişteki olayları ve hisleri, kindar bir tavırdan ziyade, takıntılı bir şekilde hatırlayan zihnim, kesinlikle bir terapiye ihtiyaç duruyor.

Avantajı ne mi? İşte işin en güzel yanı geliyor!


Kontrol edilebildiği, organize edilebildiği zaman ADHD/DEHB size aynı anda birçok şeyi yapabilme konusunda çok büyük avantajlar sağlar.

Bir gün içinde herkesten daha çok iş bitirebilirsiniz ve enerjiniz tükenmiş hissetmezsiniz bile. 

Uyku düzeninizi ayarlayabildiğiniz zaman, ilk keşfiniz aslında herkesten daha az uykuya ihtiyaç duyduğunuzu keşfetmek olacak; çünkü her türlü uyarana tepki veren zihniniz hemen uyanmaya yatkın olduğundan uyumak bir ihtiyaç olmaktan çıkıyor. Fakat benim gibi uyku bağımlısıysanız o ayrı. Zevk için elbet uyuyabilirsiniz.

Yirmi dört saati herkesten daha verimli kullanabilirsiniz yani. Bu müthiş bir avantaj değil de ne? Bazen bir günde o kadar çok iş başarıyorum ki insanlar hayrete düşüyor. En çok duyduğum cümle herhalde ‘neden yordun bu kadar kendini?’ Fakat inanın yorulmuyorum. Hareket etmem gerekiyor. Esas hareket etmediğimde yorgun hissediyorum kendimi hatta. Yapacak işim yoksa sürekli uyuyorum hatta. Sanki zihnim kendini kapatıyor. Kızıyor bana. Küsüyor.

İşte. Böyle de yararlı bir şey aslında. ADHD/DEHB korkulacak bir şey değil yani.

ADHD/DEHB yapmayı öğrendiğiniz bir davranış, disiplinsizlik sorunu, şımarıklı, öfke bozukluğu, bir bahane ya da bir seçim değildir.

ADHD/DEHB medikal bir sorun, kimyasal bir bozukluk, tedavisi olan bir hastalık, bedeniniz ve zihniniz arasındaki bir uyum sorunudur. 

Bahane değil, basitçe bir açıklamadır. 

Sizden tek ricamızsa biraz sabırlı olmanız. Siz bizimle konuşurken bir anda dinlemeyi bırakıp başka şeyler düşünmeye başlıyor olabiliriz. Ancak inanın isteyerek yapmıyoruz. Yine de özür dileriz.

Elif Yılmaz  



You May Also Like

0 yorum