Kurmaca Edebiyatı Nasıl Okumalıyız?
Kurmaca Edebiyatı Nasıl Okumalıyız?
Kurgu edebiyatı nasıl okuyacağımızı bilmek, bilgilendirici kitapları nasıl okuyacağımızı öğrenmekten daha zordur. Buna rağmen bilim, felsefe, tarih alanında okuma yapmaktan daha kolay gelir bizlere.
Peki gerçekten de böyle mi?
İnsanlara okudukları bir romanda neyi sevdiklerini sorduğumuzda genelde cevap vermekte zorlanırlar. Neden sevdiklerini kesin biliyorlardır ancak sevdiklerinin ne olduğunu başkasına anlatmak veya kitapta bulunanlardan neyin ona iyi geldiğini söylemek konusunda sıkıntı yaşarlar. Bu bizim eleştirel bakış açımızın yetersiz olduğunu gösterir. Kurgu metin okurken, eleştirmeye ve eleştirel gözle bakmaya gerek olmadığını düşünebilirsiniz. Ancak herhangi bir şeyin eleştirel biçimde okunması, okuyan kişinin tam bir kavrayışa sahip olmasına bağlıdır. Az öne bahsedilen, neyi sevdiğini söyleyemeyen kişiler muhtemelen yüzeyde görünür olanı okumuş ve derin anlamının manasını hiç düşünmemiştir.
Kurmaca edebiyatın nasıl okunması gerektiğini, açıklayıcı kitaplarla kıyaslayarak anlatmak daha doğru olur. Tarih, felsefe gibi konulardan bahseden açıklayıcı kitaplar bilgi içeriklidir ve okura bu bilgileri aktarmak amaçlı yazılmışlardır. Kurgu kitaplarsa doğrudan paylaşılan bir tecrübe vesilesiyle okurla iletişim kurmaya çalışır ve bu iletişim başarılı olursa, okurun hoşuna giden bir şey sunmuş olur. Bu sebeple açıklayıcı metinler akla, kurgu edebiyatı ise hayal gücüne hitap eder.
Kurgu metinler hayal gücüne hitap ederler, zaten kurgu denmesindeki sebep de budur. Aktif bir okuma değil de, pasif bir eylem veya aktif bir tutku gibi değerlendirmeliyiz bu okumaları. Böylece kurgunun bize geçmesine ve bizi istediği yere götürmesine müsaade edebiliriz. Kendimizi okuduğumuz esere bırakmalıyız. Yani söyleyebileceğim ilk şey; kurgu edebiyatın üzerinizde yapacağı etkiye karşı koymaya çalışmayın.
Açıklayıcı ve kurmaca türleri arasındaki bir diğer temel farklılık da, yazım tarzlarıdır. Kurgu yazarları, elindeki tüm gizemi ve zenginliği aktarabilmek için uğraşır. Diğeriyse gerçek bir mantık çerçevesinde mantıksal zemin üzerine basarak doğruları anlatır. Açıklayıcı metnin anlatımı esnasına, satır arasına gizli ögeler olmaz, her şey olabilecek tüm sadeliğiyle anlatılır. Kurmaca metinlerde ise, neredeyse her şey ima edilerek yazılır. Satır aralarına gizem serpilir. İşte buradan sonuç olarak; kurgusal metinlerde savlara, önermelere ve bilimsel kavramlara bakılmaz. Bunlar mantıksal şeylerdir, kurgusal değil.
Buradan gerçeklik konusuna geçebiliriz. Bir tarih metni okuduğumuzda, ister istemez gerçeğe ulaşmayı hedefleriz ve yazar bize bunu sunmazsa, sonuçtan şikayet etme hakkımız doğar. Bir roman okuduğumuzdaysa, ancak yazarın hayal dünyasındaki gerçeklik ve orada bulunan karakterlerin dünyasını görürüz. Buradaysa okur, gerçekliği olabilir bir hikaye okumak ister. Bu kadarı yeterlidir.
Sonuç olarak bütün bu konuştuklarımızı özetleyecek ve maddeleyecek olursak;
1- Kurgusal bir eseri kendi türüne göre sınıflandırmalısınız ve o kategoriye göre okumalısınız.
2-Eserin bütünlüğünü yakalamalısınız. Yani romanı okumayı tamamladığınızda, bir cümle ile tüm romanın özünü ifade edebilmelisiniz.
3-Sadece bütünü değil, parçaları da anlamalısınız. Yani kurgunun gidişatında yer alan ögelerin nasıl oluştuğunu da keşfetmeliyiz.
Bir kurguyu okudukça aldığınız hazzın nedenlerini ortaya koydukça, o edebi çalışmanın içinde saklı olan sanatsal ögeleri daha fazla keşfedebilirsiniz. Bu sayede iyi bir eleştiri standartı geliştirmiş olursunuz.
Filiz Şakar




0 yorum