Küçük Bir Adım, Temiz Bir Dünya
Küçük Bir Adım, Temiz Bir Dünya
Ankara'dan Antalya'ya arabayla gerçekleştirdiğimiz bir aile yolculuğunu paylaşmak istiyorum bu defa.
Ankara'dan deniz seviyesine doğru indiğiniz o yollarda tahmininizden çok daha fazla doğa harikası bulunuyor. Çoğunu düz devam ettiğiniz yol üzerinde göremeseniz de arabayla Antalya'ya yolculuk edecekler, yollarını uzatarak kendilerine şahane bir seyahat haritası çıkarabilirler.
Biz bir düğüne yetişmeye çalıştığımız için duramadık bu noktalarda. Ancak Alanya'ya doğru giderken bir milli parkın içinden geçtik. Yemyeşil gür ağaçlarla kaplı dağların arasından geçiyor bu yol ve o dağlar, o ağaçlar milli park bölgesi sayılıyor. O yol üzerinde iki tane milli park var. Kocakoru Milli Parkı ve Üzümdere Milli Parkı. Benim sizlere bahsetmek istediğim Seydişehir'den sonra karşısınıza çıkan Kocakoru Milli Parkı.
O kadar etkilendim ki karşımdaki manzaradan hemen babama 'hadi durup yol kenarında bir çay içelim' dedim. İnsan böyle bir manzara görünce bir parçası olmak istiyor çünkü. Ağaçların altında, temiz havayı soluyarak içilen bir çayın lezzetine de doyulmuyor üstelik.
Böylece otoyol üzerinde kurulmuş bir büfede durduk arabamızı. Daha doğrusu iki büfe. İki işletmenin ortasındaysa, tam ağaçlık alana bakan oturma yerleri vardı. Büyük bir keyifle çaylarımızı söyleyip ilerledik oturacağımız yere.
Ancak sonra dünyanın en üzücü manzarasıyla karşılaştık...
Ağaçlık bölgede ağaçların altı tamamen çöplerle kaplanmıştı. Öyle ki size gördüğüm manzaranın korkunçluğundan bahsedemiyorum bile. İşletme sahiplerine sorduğumuzdaysa bize gerçekten çok komik bahaneler sundular. İki işletmenin yerlerinin aynı olduğundan, rüzgarın uçurduğuna, kendilerinin atmadıklarına kadar. Önemli olan orada duruyor olmaları değildi yani. Kendilerinin atmamış olmalarıydı...
Benzer bir örnekle Uşak Ulubey Kanyonu'nda karşılaştım. Kanyonun içine giriş çıkış kontrol altında değil. İnsanlar diledikleri saatte, ücretsiz olarak girebiliyorlar kanyona. Üstelik o kadar uzun ki kanyon, bazı yerlere ulaşmak için işletme kısmından değil, şehrin bambaşka bir yerinden dolanmak gerekiyor sanırım.
Ancak insanlarımız onlara sunulan, bu doğa harikasını diledikleri gibi ziyaret hakkını oldukça kötüye kullanmış. Kanyon boyunca yerde poşetler, kırık bira şişeleri ve çekirdek kabukları var. İnsanlar sanki bile bile dalga geçiyor yaşadıkları dünyayla.
Bununla da kalmıyor durum, seyir terasında işler gittikçe çirkinleşiyor. Seyir terasına galoşsuz girmek yasak. Tamamen camdan olduğu için kirlenmesine karşı bir önlem bu. Ancak işletme asla galoşların atıldığı çöp kutularını boşaltmıyor. Galoşlar tamamen yere saçılmış bir durumda ve çoğu insan da zaten dolular diye direkt yere atıyor. Manzaranın korkunçluğu canlanıyor mu gözünüzde?
En çok sinirlendiğim şeylerden biri çevreyi kirleten insandır. Bir diğeri ise 'ben mi kurtaracağım dünyayı mantığı?' Onlara 'evet' deseniz de anlamıyorlar üstelik. Evet, bir kişinin alışkanlıklarının değiştirmesiyle başlıyor her şey. Bu bir zincir. Bir kişiyle başlayıp tüm dünyaya yayılıyor.
Peki, nasıl değiştirebiliriz bu alışkanlıkları?
Size geri dönüşümden bahsetmeyeceğim bu defalık. Daha küçük adımlarla çevre konusunda bir bilinç geliştirmek hedefim.
1. Yere çöp atmayın. En basit olanla başlayın.
Çöp kutusu bulmak bu kadar zor olmamalı. Bir çöpü yere atmak adına saatlerce cebimde dolaştırdığım ve bazen eve kadar taşıdığım oluyor. Etrafta yeteri kadar çöp kutusu olmaması bir bahane değil. Kızılay, Taksim gibi kalabalık bölgelerde özellikle çöp kutusu olmadığını da ayrıca belirtmem gerekiyor. Terör saldırılarına karşı olabildiğince az tutuyorlar.
Fakat bu bölgelerde bir çok büfe ve çeşitli mekanlar bulunuyor. Yanınızda taşımak istemiyorsanız, bir tanesine girip çöpe atmalarını rica edebilirsiniz.
Bu arada küçük bir not, ağaç dipleri çöp kutusu değildir. Bilin istedim...
2. Biri yere çöpe attı diyelim ve siz gördünüz.
İmkanınız varsa, uyarın. Fakat çoğu yere atıp uzaklaşıyorlar. Sadece arkasından bakıp kınamayın. Alın yere attığı çöpü ve siz atın bir çöp kutusuna. Eliniz kirlenir diye korkmayın. Sizin beş dakika sonra yıkayabileceğiniz eliniz kirlenmesin diye size nefes olan dünya geri dönüşü olmayan şekilde kirleniyor.
3. Piknik alanları, ormanlar, plajlar gibi çöp kutusu bulamayacağınız bölgelere giderken yanınıza poşet alın çöpleriniz için. Denize, ormana atmayın. Bir poşette biriktirip çöpe atın.
4. Anne babalara özellikle bu sözüm. Çocuklarınıza yere çöp atmamayı öğretiyor olmanıza kesinlikle çok saygı duyuyorum. Çoğunuz bunu kendileriniz de uyguluyorsunuz. Ancak bir kısmınız bu konuda pek başarılı olamıyor.
Öncelikle, çocuklara yere çöp atma diyip gözünün önünde çöp atarsanız, söyledikleriniz tüm etkisini yitirir. Siz onların rol modellerisiniz.
Hadi diyelim onların önünde yapmadınız, arkasından da yapmayın. Sadece bir çocuğun bilinçlenmesi değil önemli olan. Siz de bilinçlenin.
5) Çoğu insan bilmiyor ama çevre kirliliğinin büyük cezaları var. Özellikle milli park gibi koruma altındaki alanlarda. Benim Ulubey Kanyonu'nda ya da Ankara-Alanya yolunda karşılaştığıma benzer durumlarda, işletme sahiplerini şikayet edebilirsiniz.
181 Alo Çevre bu tarz şikayetlerle ilgileniyor. Ayrıca belediyelere de başvurabilirsiniz. Sizi umursamayacaklarını düşünmeyin asla. Öyle insanlar elbette çıkabilir ancak bu pes etmek için bir sebep değil. Cezası olan bir durumu kimsenin görmezden gelmesine izin vermemek sizin elinizde.
Aslında tek sorunumuz sorunlara karşı bahaneler üretmek ve hatalarımızı kabullenmemek. Tıpkı yol üzerindeki işletme sahipleri gibi. Birazcık duyarlı olup iki işletme el ele vererek sadece kendi önlerindeki alanı temizleseler bile ne kadar büyük bir değişim olur, değil mi?
Çevre kirliliğinin bir çok türü var ve hepsinin ayrı ayrı cezaları var. Aslında tek yapmamız gereken biraz bilinçlenmek. Sadece itiraz etmek, karşı çıkmak yetmiyor. Çevre için yürüyüşler yapıyoruz, imza kampanyaları düzenliyoruz ama aslında değişim kendimizde başlıyor. Yapılan yürüyüşlerden sonra en çok rastladığım durum geriye kalan çöpler. Çevre için bir yürüyüş yapıyorsunuz, çok güzel bir adım atıp sesinizi duyurmaya çalışıyorsunuz ama geri sizden sadece çöpleriniz kalıyor. Bu durumun ironikliğinden neden bir türlü kurtulamıyoruz? Çünkü kendimizi değiştirmiyoruz.
Bir grup arkadaş toplanın, bir bölgede çöp toplama etkinliği yapın mesela ya da tatil için gittiğiniz bölgelerdeki çöp toplama etkinliklerine katılın. Hiçbir şey yapamıyorsanız, bu tarz durumlarla ilgilenen bir sürü sivil toplum örgütü var. Onları araştırın ve yardım isteyin.
Çözümsüz çok az şey var bu hayatta. Çevre kirliliğinin önüne geçmekse bunlardan biri değil.
Siz sadece bir adım atın ve bütün dünya kurtulsun.
Elif Yılmaz





0 yorum