Seyahati Demokratikleştiren Adam: Henry Ford

by - Nisan 01, 2019




Seyahati Demokratikleştiren Adam: Henry Ford

“En bildik iş yapma yöntemi, en iyisi değildir.” –Henry Ford

Cesur Yeni Dünya’yı okuyan herkes bilir ki Henry Ford sanayi devriminin anahtarı sayılır. Kurulan yeni dünya düzeninin yapı taşı Ford’dur adeta ve romandaki ilah Henry Ford’un ta kendisidir.



“Oh my Ford!”

Basit ve sade bir karmaşıklık içinde T Modeli denilen o ünlü modelini üretmeye karar vermiştir. Ve Cesur Yeni Dünya’da insanlar haç çıkaracakları zaman göğüslerine koca bir T çizerler, T modeline ithafen. Sanayi devrimi ve sonrasında fazlasıyla ilahlaştırılan Henry Ford, gerçek bir ilah olur Cesur Yeni Dünya’da! Çünkü gerçek hayata bakacak olursa, Henry Ford büyük kitleler üzerinde büyük etkiler oluşturmuş ve sanayiciydi. Fikirleriyle bilinirliğini arttırdı ve koca bir servet kazandı.

Aslında bütün bunların sebebi, zenginler sınıfına ait olan bir icadı, arabayı, halkın alabileceği fiyata üretmiş olmasından kaynaklanıyordu. O dönem araba üreten firmalar günde birkaç taneden öteye gidemiyorlardı ve ürettikleri araçları çok kısıtlı bir kitleye satabiliyorlardı. Zengin, araba merakı olan motorculara. Henry Ford’da araba üreten, orta ölçekli bir sanayiciydi ancak aklına gelen bir fikir sonrası her şey değişti.

Çalışanlarına aklındaki aracı şöyle anlattı: Büyük boyutta motorlu bir araba üreteceğim. Bu araç hem bir aileyi alabilecek kadar büyük olacak, hem de tek kişi tarafından kullanılabilecek; bakımın yapılabileceği kadar da küçük olacak. En iyi malzemelerle imal edilecek, en iyi adamlar tarafından birleştirilebilecek ve modern mühendisliğin becerebildiği en basit tasarımlarla yapılacak. Fakat aynı zamanda fiyatı da o kadar düşük olacak ki, iyi bir maaş alan kimse arabayı almamazlık yapmayacak ve her yerde ailesiyle birlikte zevkli saatler geçirecek.

Bu sayede bir amaç uğruna çalışmaya başladı Ford. Fiyatın kilit nokta olduğunun farkındaydı. Eğer otomobilleri herkes için kullanıma açmak istiyorsa herkesin bütçesine uygun bir şey üretmeliydi. Eğer yeterince ucuz bir araç yaparsa, çok büyük miktarlarda satış yapabilirdi. Üstelik bu fikrini desteleyecek verilerde vardı elinde. Geçmiş yıllarda satışını yaptığı iki aracı biri 1000 dolar diğeri ise 2000 dolardı. O yıl toplam 1599 araba sattılar. Bir sonraki sene iki modeli de biraz sadeleştirip, birini 600 diğerini ise 750 dolara sattılar. O yıl toplam 8423 araba satmışlar. Yani bir önceki yılın tam beş katı kadar!



Bunu keşfettikten hemen sonraki adımı, uygun fiyatla üretmek istediği aracın tasarımıydı. Tasarım  hem maliyet için hem de anlaşılabilirlik açısından basit olmalıydı. Bir şasi tasarımı yaptı ve adını T Modeli koydu. (Cesur Yeni Dünya kitabında geçen haç işareti buradan geliyor.)Bu T Modeli şasi tüm araçlarda aynı olacaktı.

Arabanın basitliği ise şurada geliyordu. Tüm araçlar dört temel yapısal birimden oluşuyordu. Güç kaynağı, kasa, ön dingil, arka dingil.
Ford bununla ilgili şöyle diyor: Bir ürün ne kadar az karmaşık olursa, yapması o kadar kolay oulr, o kadar kolay satılır ve daha çok miktarlarda satılır.

Yani Ford, on yıldan fazla bir süre boyunca aynı ürünün benzer varyasyonlarını üreterek maliyeti büyük oranda düşürdü.

Ford, tasarımı yaparken araç için kullanılan malzemelere de dikkat ediyordu. Araçta Fransızların keşfi olan vanadyumlu çelik kullanmak istiyordu çünkü bu çelik Amerikan çeliğinin yüzde 260 daha hafifiydi. Bu da daha az benzin ve daha hafif araç demekti. Ancak Amerika’da vanadyumlu çelik üreten kimse yoktu. Bu yüzden Ohio’da küçük bir şirket bulup deneme masraflarını karşılamayı teklif etti. İkinci denemede başarılı oldular ve daha az maliyetli bu çelikle işe koyuldular.



Ford’un diğer büyük adımı ise Detroit’te yirmi beş hektarlık arazi üzerine dünyanın en büyük fabrikasını kurmasıydı. Seri üretime geçilmesi uzun sürmedi. Burada yıllık araba üretimini binden yirmi beş bine yükseltti.

1913’de ise devrim niteliğinde bir karar alındı. Bu fikir Ford’un üretim yöneticilerinden gelmişti. Seri üretimden, sürekli hareket halinde olan üretim bandına geçtiler. Bunun la beraber Ford arabaların siyaha boyanmasını istedi çünkü sadece siyah boya üretim bandının hızlına yetişecek kadar hızlı kuruyordu.

Sadeleşmenin etkisiyle 1920’De toplam 1.25 milyon T Modeli araç satılmıştı. Sadeleştirmeden öncesiyle kıyaslayacak olursak Ford’un satışları 781 kat artmıştı. 1920’de Ford’un piyasa payı yüzde 56 olmuştu bile! Ütelik bu oran en yakın rakibi, beş farklı araba markasının birleşimi olan General Motors’un üç katıydı.

Henry Ford bile orijinal fiyat üzerinden yüzde 35-40 lıkindirimin satışları 700 kat arttırmasına şaşırmıştı. Üstelik piyasayı da genişletip, herkesin bir araç sahibi olmasını sağlamıştı.
Ford’un temel amacı maliyeti düşürmekti ama farkında olmadan iki sebep daha ortaya çıkmıştı. Kullanım ve bakım kolaylığı.

T Modeli’nin bu kadar verimli olmasının en önemli sebebi daha güçlü ve daha hafif bir çelik kullanılmasıydı. Ford, rakiplerine göre hem daha dayanıklı hem de daha ekonomik bir araç üretmiş oldu. Üstelik aracın dört temel parçası kolay erişilebilir ve tamir edilebilir olduğu için tercih sebebi oluyordu. Yani özünde, Ford arabaları daha hafifti, hem kullanımı hem bakımı ucuzu, daha dayanıklı ve güvenilirdi, tamir etmesi çok kolaydı. Tüm bunlar birleşince Ford’un bu satış rakamlarını görmesi şaşırtıcı olmuyor.

Sonuç olarak; Henry Ford kitlesel bir başarı sağlamış, parasına para katmıştır. Ancak bu sayede araba herkes tarafından kullanılabilen bir ulaşım aracı olmuştur. İşte bu sadeleşme sayesinde Henry Ford, seyahati demokratikleştirmiştir.

Filiz Şakar

You May Also Like

0 yorum