Kalıplara Sıkışan Dünyada Eleştirel Düşünce

by - Ocak 24, 2019




Kalıplara Sıkışan Dünyada Eleştirel Düşünce

          
Eğitim öğretim hayatımızın ilk on iki yılını okuma yazmayı ve kalıplaşmış, yaşadığımız toplumlar tarafından kabul edilmiş doğruları öğrenerek geçiririz. Fakat bize kimse bu on iki yıl boyunca ‘eleştiri nasıl yapılır?’ öğretmez. Eleştirmeyi değil, ezberlemeyi öğreniriz çoğunlukla. Okumayı ve ezberlemeyi… Eğer şanslıysanız, üniversitede kalıpların dışına çıkmaya hevesli birileriyle karşılaşırsınız. Size eleştirel düşünmenin yollarını gösterir. Ancak dünyanın birçok yerinde bu kadar şanslı olabilme ihtimaliniz pek de yüksek değildir.

Eleştirmeyi değil, kabullenmeyi öğrenmemizi isterler çünkü. Hiçbir otorite figürü hareketlerinin sorgulanmasını istemez. Öğrenciler, öğretmenler bu kalıplar üzerine yetiştirilir. Sonuç olarak, hata yaptığında kabul etmeyi, hata aramayı ve bunları ifade etmeyi bilmeyen bireyler yetişir. Eleştiri nedir, nasıl yapılır, değil yapıcı eleştiri yapmak, yapıcı olmak ne demek bilmeyen bu bireyler gün gelir, yukarıda sözünü ettiğim öğrencileri, öğretmen adaylarını yetiştiren otorite figürlerine dönüşür ve içinden çıkılamaz bir döngü başlar.


Edebiyat dünyasının en büyük sorunları, yapıcı eleştiri dahi kabul etmeyen yazar, yayıncı ve editörlerle, eleştirmeyi ya da yorum yapmayı değil, yargılamayı, kırıcı olmayı, hakaret etmeyi bilen okurlardır. Bunların temelinde ise eleştirmeyi değil, kalıplaşmayı öğrenmiş olmamız yatar.
            
Bir yazar için, şüphesiz hatalarını öğrenebilmek bir velinimettir. Yazar, okuyucularından sadece beğenilerini değil eleştirel fikirlerini de paylaşmalarını bekler. Ne yazık ki elde ettiği verilerin %90'ı beğeni cümleleri ve kırıcı içeriklerden ibarettir. Bir okuyucunun beğenisini ifade etmesi ancak onun yorumudur. Eleştiri karşı tarafa bir şey katmalıdır ki yorum olmaktan çıkabilsin.
            
Okuduğunuz bir kitap hakkında ‘çok güzeldi, çok beğendim’ demek, eleştiri olmak için yeterli değildir yani. Sadece yazarların değil, editörlerin, yayıncıların ve diğer okuyucuların faydalanabileceği bir kaynaktır eleştiri. Kitabın kurgusu, dil bilgisi, içinde yer alan söz sanatları, yazım teknikleri, karakterler ve zaman kavramları hakkında eleştirel fikir beyan etmektir.
           
Bir kitap hakkında kırıcı, hakaret içerikli yorumlarda bulunmak, birinin emeğine saygısızlık yapmak, sizi eleştirmen değil, hadsiz yapar. Elbette istisnai durumlar vardır. Örneğin, tecavüzü ya da cinayeti meşrulaştıran bir kitap bu sözlerimin tamamen dışında tutulmalıdır.  



Wattpad’in popüleritesinin artmasıyla ortağa çıkan bu ‘eleştiri nedir?’ sorunsalı, artık içinden çıkılmaz bir hâl aldı. Birçok yazar kendilerine hakaret eden okuyucularına cevap verdikleri için ‘eleştiri kaldıramaz’ olarak anıldı. Birçoğuysa eleştiriyi ve yorum yapmayı sadece beğeni ifade etmek sandığı için gelen eleştirilerin yanında, gayet kibarca beğenmediğini ifade eden okuyucularıyla münakaşaya tutuşarak örnek bir yazar nasıl olunmaz hepimize göstermiş oldu. Fakat asla eleştiri kaldıramadıklarını kabullenmediler. 

Wattpad’de şimdiye kadar birçok şey kontrol altına alınmaya çalışıldı. Kalıpların dışına çıkamadığımız için hikâye türleri ve içerikleri sınırlandırılsın diye başkaldırdı insanlar. Herkes ‘edebiyat nedir?’ ‘edebi kitap nasıl olur?’ kalıplara sokarak iddia etmeye çalıştı. Oysa bunlar hâlâ edebiyat kuramcıları tarafından dahi cevapları bulunamamış kavramlardı...

Ancak Wattpad’de ya da raf okuyucusuyla buluşan kitapların eleştirisinde hiçbir zaman bireyin karakterine edilen hakaretler sınırlandırılmaya çalışılmadı. İnsanların istediği türde kitaplar okuması sınırlandırılmaya çalışıldı, ebeveyn kontrolünde teknoloji kullanımının desteklenmesi yerine. Okumak, kalıplaşmış kavramların içine sokulmaya çalışıldı en sonunda; çünkü birileri yaş sınırı belirten işaretleri bile okuyamayacak kadar kalıpların arasına sıkışmıştı.

Tüm bunlardan doğdu işte eleştirmeyi bilmeyen, fikir beyan edemeyen, saldırgan, yargılayan ve sonunda okumayı bırakan bireyler. Okuyan, yazan, fikir beyan edenlerse onların kalıpları arasında var olmaya devam ediyor…


Bu konu hakkın uzun uzun düşündükten sonra, hem Wattpad, hem de raf okuyucusuyla tanışan yazar ve editörlerin fikirlerini öğrenmek istedim hemen. Yapıcı eleştiri nasıl olur ve olmaz, bir de onlardan dinlemem gerekiyordu.

Aldıkları en ‘tuhaf’ ve onları ‘en sinirlendiren’ yorumları sorduğumda, Paralel Odalar Teorisi’nin yazarı Ayşenur Nazlı ‘Bir okurum Paralel Odalar Teorisi kitabımdaki karakterleri gerçek adlarıyla mı yoksa takma adlarıyla mı yazdığımı sormuştu. Yani kitaptaki karakterlerin kurgu değil de gerçek olduğuna bu kadar emindi!’ cevabını verirken, Soğuk Serisi ile yayın hayatına giriş yapan Aşkın Nur Karataş’sa ‘Sanırım Bay Mükemmel’i yazdığım dönemde bu yazdıklarımı gerçekten yaşayarak mı yazdın diyerek başlayan ve devamında bir sürü hakaret içeren yorumdu,’ diyor sorumuz karşısında.

Ev Kızı Evren’le tanıdığımız, Masallar ve Yazarlar’ın eş yazarı Filiz Şakar onu en sinirlendiren yorum sorulduğunda ‘İmza günü yapılacağını duyurduğumda bir görsel paylaşmıştım. Görsel de fotoğrafım vardı. Bir tane kıza aynen şöyle yazmıştı ‘Iyy sen kapalıymışsın. Senin imzana asla gelmem.’ Çok sinirlenmiştim ve kızın profiline girip bakmak istedim. Bir açtım ki benim kitabı almış aynı isim, aynı fotoğrafla kendi yazıyormuş gibi paylaşmış. Hani bildiğin çalmış. Şok olmuştum. Bildiğin rezil bir durumdu. Hangisine daha çok sinirlendim bilmiyorum,’ diyor.

Bu sıralar son kitabı Kalpten Sabıkalı ile adını duyuran Merve Duman’nın bu soruya cevabı ‘Emek verip tam bir senede yazdığım eserime yorum olarak ‘çöp’ denmişti. Bu benim için hem tuhaf, hem de sinirlendiren bir yorumdu,’ olurken, Sözde Nişanlı ile raflardaki yerini alan Nurcan Balkanlı'nın cevabı "Yazdığım hikaye yüzünden şahsıma hakaret edilmesiydi," oluyor.


Bu defa onlara ‘peki yapıcı eleştiri nasıl olmalı’ diye soruyorum. 

Son kitabı Usta ile raflarda yerini alan Özge Erkin ‘Biz yazanlar için en besleyici şeylerden biri yapıcı eleştiri bence; çünkü ben tamamım, harika yazıyorum diyen kişi ne yazık ki bütün ışığını kaybetmiştir benim gözümde. Yazarı ileriye taşıyan eksikleridir,' diyor. Ona göre Yazarın kalemini kırmaya yönelik tüm saldırılar eleştirinin yakınından bile geçmiyor.’

Aynı soruyu Wattpad’de aşkıarıyorum.com hikayesiyle tanıdığımız, fakat aslında okuduğumuz birçok güzel kitabın editörü çilek kız Yasemin Şahin’e sorduğumuz zaman ‘Yazar-okur veya yazar-editör arasında, saygı çerçevesini aşmadan. Hakaret etmeden eleştiri yapılmalı,’ diyor.

Son olarak her birine ‘sistem değişseydi ve okuyucu yazarı değil de, yazar okuyucuyu eleştirseydi, onlara ne söylerdiniz?’ diye soruyorum.

Merve Duman ‘Kalbinizle okuyun, yalnızca gözlerinizle değil’ diyerek başlıyor cevabına ‘Çünkü birkaç saniyeliğine bile içinizi ısıtmış olan bir kitap kesinlikle size dokunmuş demektir.’

Yasemin Şahin, hem bir yazar, hem de başarılı bir editör olarak ‘Herkes her kitabı beğenmek zorunda değil’ diyor. ‘Çöp demekse o kitapta emeği olan herkese saygısızlıktır. Eğer kitap okuyorsanız, zaten saygısız değilsinizdir.’

Ayşenur Nazlı’ysa, yazarı eleştirinin bir parçası haline getirmemizin temel kaynaklarından birine değiniyor ‘Ben internet yazarlığı olmadan büyüdüm, o zamanlar yazarlar ulaşılmazdılar, sadece imza günlerinde görürdünüz. Şimdi ise bizlere ulaşmak çok kolay,’ diyor ve ‘Ben o ortamdan çıkmış biri olarak diyebilirim ki hiçbir yazarın imzasında çığlıklar duymazdım, onlara popstar gibi davranıldığını görmezdim’ diye ekliyor ‘Bunun ortasını bulursak; yazarların da hepimiz gibi insan olduğunu görürsek; bazı yazarların ilahlaştırıldığını fark edip bunu düzeltmeyi denersek, belki daha sağlıklı bir topluluk olabiliriz.’

Nurcan Balkanlı ise bu sorum karşısında "Aslında bu konuda son zamanlarda çok doluyum. Başta dediğim gibi kurgumda yaptığım değişiklikler karşısında ciddi tepkiler aldım. Evet haklı oldukları noktalar da vardı ancak bunu dile getirme tarzları o kadar kırıcıydı ki beni çok üzdü. Aslında çoğu zaman dile getirdiğimiz bir söz vardır. Şiddete başvurarak haklıyken haksız duruma düşme deriz. Burada olan tam olarak buydu. Sözleriyle yaptıkları şiddetle haksız duruma düştüler. Beğenmediğinizde okumayı bırakmak çok kolay. İnsanlara hakaret edip sözlü şiddet uygulamak yerine keşke sessiz kalabilse. Ben de Wattpad de bir dönem okurdum. Beğenmediğimde hikayeyi okumayı bırakır kimseyi kırmazdım. Yani kısaca okurların klavye delikanlılığını bırakması gerekir bence. İnsanlara hakaret etmek eleştiri değildir. Sözlü şiddettir," yanıtını veriyor.



Ve son bir ‘yapıcı eleştiri’ olarak, okuyucuyu ‘okuyup’ eleştirmem gerekirse, ben de diyebilirim ki dünya birbirimize el uzattığımız sürece gelişecek. Kendimiz gibi kimsenin de mükemmel olmadığını kabul ettiğimiz ve bunu kişilik haklarını ihlal etmeden, nazikçe ifade ettiğimiz sürece hepimiz daha iyi ilerleyeceğiz. Eleştiri elbette sadece bir şeyin kötü yanlarını ele almak değildir. Fakat eleştiri iyi de olsa, kötü de olsa onu okuyan ya da dinleyen kişiyi ileriye taşımalıdır. O yüzden, asla fikirlerinizi ifade etmekten çekinmeyin. Kalıplara girmeyin. Eleştirin. Düşünün. Düşünmenizi istemeyen herkese inat düşünün. Fakat en önemlisi, nazik olun. Kırıcı olarak, bağırıp çağırıp, hakaret ederek ya da yıkıp dökerek ilerleyemez ancak olduğunuz yerde sayar, bununla da kalmayıp ardınızdaki dünyayı da sizinle birlikte dibe çekersiniz.

Düşünmek, konuşmak ve nazik olmak… Ne kadar zor olabilir ki?

-Röportajların tamamına buradan ulaşabilirsiniz-


Elif Yılmaz

You May Also Like

0 yorum