Üretmek İçin Tüketmek!

by - Şubat 19, 2019






Üretmek İçin Tüketmek!

Son dönemlerde dilimize dolanan yeni bir kavram var: Tüketim Çılgınlığı. 

Ne kadar çok alışveriş yaptığımızdan, gerekli gereksiz her şeyi tükettiğimizden bahseden bir kavram. Az çok aşinasınızdır zaten.

Bununla ilgili gerekli araştırmaları yaparken, kendi hayatımı ve kendi tüketim çılgınlığımı düşünmeden edemedim açıkçası. Bir gün boyunca yaptıklarımı düşünerek işe başladım. Kitap okumak, dizi izlemek, sosyal medyada takılmak, evi toparlamak, belki ev için bir miktar alışveriş yapmak vs. Liste uzayıp gider.

Şimdi bir bakalım.
Yemek yedim. Tükettim.
Kitap okudum. Tükettim.
Dizi izledim. Tükettim.
Kirli çamaşırları yıkadım. Yine tükettim.

Aslında çok verimli bir gün gibi gözüküyor olsa da, genele baktığımızda gün içinde sadece tükettim. Başkasının ürettiği yemeği yedim. Başkasının ürettiği kitabı okudum. Başkasının ürettiği diziyi izledim.

Peki sorun nerede?


Var olan düzenimiz o kadar kapalı ki üretmek bizim için bir gereklilik değilmiş gibi hissediyoruz. Doğaya çıkmak, içinden geçenleri yazmak veya örgü örmek bize ağır geliyor. Ne yazık ki yeni nesil olan bizler böyle bir sistemin içine doğduk. Büyük görkemli apartmanlarda, beton duvarların arasında büyüyoruz. Bu da bizi sadece tüketmeye teşvik ediyor. Biraz iyi hissetmek için alışveriş yapıyoruz. Sosyal medyaya bakarken satın aldığımız ürünün daha iyisini görüyoruz ve tekrar alışveriş yapıyoruz. Herkesin izlediği o diziyi izlemeden duramıyoruz. Ortalıkta dönüp duran magazin haberini okumadan edemiyoruz.

Bir gün yirmi dört saat ve geçen zamanı geri getirebilmenin hiçbir yolu yok. Bu zamanı nasıl değerlendireceğimizse tamamen bize kalmış. Ancak şunu da biliyoruz ki insan sosyolojik baskı hisseden bir tür ve kolaylıkla yönlendirilebilir. İşte bu vesileyle, daha fazla tüketmeye teşvik ediliyoruz.



Peki gerçekten bu durumun bir çözümü var mı?

Benim kendimce bulduğum bir yöntem var aslında. Bunun adına üretmek için tüketmek diyorum.
Bu yöntemi bulmadan önce sırf okumuş olmak için okuduğum kitaplar olurdu. Ancak şimdi herhangi bir türde kitap okuyorum diyelim. Roman, şiir, araştırma kitabı hiç fark etmez. Eğer benim üretkenliğimi destekleyecek bir faydası olmuyorsa o kitabı bırakıyorum. Bir yazar olarak bana katkısı olmayacaksa; yeni bir öğreti, yeni bir cümle, yeni bir kurgu görmeyeceksem okumuyorum. Bu yazar olarak benim tercihim elbette. Doğru olduğunu savunmuyorum.

Diyelim ki siz bir Instagram içerik üreticisisiniz. Moda üzerine bir sayfanız var. Burada içerik üretmek için bir kıyafeti satın almanız gerekiyorsa, bu üretmek için tüketmek dediğim konsepte giriyor.

Dizilerde de aynı konsepti uygulayabiliriz. Diyelim İngilizce öğrenmek veya geliştirmek istiyorsunuz. İzlemek istediğiniz dizinin altyazı özelliğini kapatın. Sadece İngilizce dinleyin veya artık başka hangi dili öğrenmek istiyorsanız ki ben de kendi İngilizcemi böyle geliştirdiğimi ve çok faydalı olduğunu belirtmeliyim. Hatta bir dönem bu vesileyle Korecemi baya geliştirmiştim.

Bu örnekler çoğaltılabilir ancak siz olayı anladınız. Tüketmekten kaçamayız. Tüketmek hayatımızın büyük bir parçasını kapsıyor. Ancak illa ki yapmak istediğiniz bir şey vardır. Üretmek istediğiniz bir şey mutlaka vardır. Bunun için kendi tüketiminizi doğru yönlendirin. Böylece tüketim çılgınlığını üretmek için tüketmeye çevirebilir ve üreten tarafta olabiliriz.

Filiz Şakar

You May Also Like

1 yorum

  1. Yine çok güzel bir noktaya değinmişsiniz, aslında bu bir nevi faydacılık bence çünkü eğer bir şeyin bana faydası(katkısı) oluyorsa ben de onu kullanarak daha faydalı bir şey yapabilirim gibi.:)

    YanıtlaSil