Okumak ve Görmek Arasındaki İlişki

by - Ocak 22, 2019





Okumak ve Görmek Arasındaki İlişki

Bir kitabı okumaya başladığımız anda, karakterler hakkında gözümüzün önünde bir imgelem belirir. Belki yazar bize karakterin, konuşanın, anlatanın kim olduğunu, kaç yaşında olduğunu ve neye benzediğini biraz daha ileride anlatacaktır ancak okur ileriyi beklemez, hemen o an anlatılan kişinin görüntüsünü kurmaya çalışır.

Yazar bize karakterin görüntüsü hakkında açıklama yaptıkça, kafamızda bir görüntü belirir ancak o görüntü temelde bir karaltıdan ibarettir. Biz görüntüye yaklaşmaya çalıştıkça, o kaçar sanki. Yani aslında tam olarak gözleri nasıl, burnunun şekli nasıl bilemeyiz. Bize verildiği kadarını kabul eder, hikayeye dahil ederiz.

Aslında kitap iki yönlü bir olgudur. Yazar hayal gücünü kelimelere aktarır ama aslında okurun anladığı kadar yazmıştır. Yani okur, yazılanı ne kadar hayal edebilir ve o dünyaya dalabilirse; yazar o kadar yazmış demektir. 


Burada eklemek istediğim bir nokta var. Wattpad’den hikayeler okuyanlar bilirler ki, ben de dahil olmak üzere çoğu yazar hikayeye başlarken kendi kafasındaki karakterlere görünüş olarak benzeyen kişilerin fotoğraflarını koyup, “İşte benim baş karakterim bu kişi! Yan karakterim bu kişi!” derler. Bunun ciddi anlamda çok yanlış olduğunu düşünüyorum; çünkü bunu yaparak, okurla o karakter arasındaki ilişkiyi yok etmiş oluyoruz. Herkesin zevkleri ve renkleri farklıdır. Yazarın anlatarak aktardığı karakteri, okur gözünde canlandırdığında kendi hayal gücüne uygun bir tasvir yapacaktır. Ancak biz okura işte bu diye dayatırsak, o zaman okurun hayal gücüne hiç müsaade etmemiş oluyoruz. Ve belki de bizim beğendiğimiz o fotoğraftaki kişiyi okur hiç beğenmeyecek. Kim bilir? Bunun bir garantisi yok ki!

Aslında buradan şu sonuca varabiliriz: Hayal gücümüz kadar varız. Örneğin size mistik bir dağın eteklerindeki sihirli bir evden bahsedecek bir metin yazsam, aklınıza gelecek dağ ve ev görüntüsü muhtemelen daha önce bir yerlerde görmüş olduğunuz bir yer olacaktır. Bir filmde görmüş olabilirsiniz veya uzun yolculuklar yaptığınız sırada gördüğünüz bir dağ olabilir bu. İşte imgeleme budur.


Ev Kızı Evren’i okuyanlardan aldığım en büyük geri dönüş, Evren’i kendilerine çok benzettiklerine dairdi. Herkes kendinden bir şey bulmuştu, ancak daha da önemlisi herkes kendini Evren’in yerine koymuştu. Bunun en büyük sebeplerinden birisi, Evren’in yüz hatlarını detaylıca tasvir etmemiş olmam diye düşünüyorum. Kimileri tasvir etmemin daha uygun olacağını söyleyebilir, ancak o zaman bu geri dönüşü, bu kadar çok duymazdım diye düşünüyorum.

Başlangıçta bu bir hataydı. Yani yazdığım ilk roman olmasından kaynaklı eksikliklerinden biriydi, tasvir edilmemesi, fakat Wattpad’den kitap olma aşamasına geçerken, bunu bilinçli bir şekilde ucu açık bıraktım ve ne yalan söyleyeyim bu halinden oldukça memnunum.

Aslına bakarsanız; bir okur, karakterin dış görünüşünden çok ruhuyla ilgilenir. Fiziksel betimleme konusunda oldukça usta olan bir yazar olsak bile, o dış görünüşün içini sağlam argümanlarla dolduramazsak, okumak istenilen bir metin ortaya koyamayız; çünkü hikâyenin akışı karakterin tipiyle değil, olaylara verdiği tepkilerle ilerler. Şu bir gerçek ki okur gözünde canlandırmadan karakteri sever.


Okumak, resimleri zihinde canlandırma hikâyesidir. Okurken görüntüler art arda akar beynimize ve bir hikâyeyi anlatacak kadar canlanıp, hareketlenirler. Böylece biz sayfaları çevirdikçe sanki bir film izliyor gibi hissederiz.

Film demişken… Gerçekten merak ediyorum. Sevdiğiniz bir kitabın film yapılacağını duyduktan sonra seçilen oyunculara bakıp büyük bir hayal kırıklığı yaşadığınız oldu mu hiç? Benim oldu. Sadece bir kez de değil üstelik. Size birçok uyarlama söyleyebilirim böyle hüsrana uğradığım. Bu aslında ne anlatmak istediğimi tam olarak anlatıyor. Hayal ettiğimizle anlatılan bambaşka olabilir. Fakat önemli olan karakterin nasıl göründüğü değil, ne anlattığıdır. Anlattığından keyif aldığımız sürece okumaya devam edebiliriz.

Aklıma, Harry Potter serisi uyarlandıktan seneler sonra J.K Rowling’in, “Hermonie aslında siyahiydi.” demesi geldi. Öylesine şaşırmıştım ki! Kitapları okudum, filmleri izledim ve Hermonie, o kadar doğru bir Hermoie’ydi ki başka biri olabileceği aklımın ucundan bile geçmemişti.


İşte bu da Wattpad örneğinde verdiğim sıkıntı. Hermonie’nin Emma Watson’dan bir başkası olabileceğini hayal gücüm bile kabullenemiyordu artık; çünkü bana o gösterildi ve ben kitapları okurken hep onu görüyorum. Eğer hiç görmeseydim, kim bilir belki siyahi biri olarak hayal edebilirdim. Ancak film bunu tamamen engellemiş oldu ki kabarık saçları, elinden kitabının eksik olmaması dışında, özellikle yüzüyle ilgili bir detay da hatırlamıyorum kitapta.

Aslında yazarken de, okurken de şunu sorgulamamız gerekiyor; karakterler sadece görsel tipler midir? Onları sadece beden, boyut, saç şekli olarak tanımlamak doğru mu?
Bir görsel imge, karakterin oluşumunda alt yapısını inşaa etmiyorsa, onu tanımlamıyorsa,  o özelliği öne çıkarmanın pek bir önemi yok demektir. Örneğin; Anna Karenina’nın ışıl ışıl gri gözlerinden bahseder Tolstoy. Burada öne çıkarılma sebebi, Anna’nın ışıl ışıl bir karaktere sahip olmasıdır. Bu gözlerinden yansır. Betimleme, bütümleme olur. Anna’nın karakteri olmuştur artık o ve yazar bu yüzden öne çıkarma ihtiyacı hissetmiştir.

Gerçeği birebir anlatmak, zor ve neredeyse imkânsızdır. Bu sebeple yazar, karakterini temsil edecek temel özellikleri tanımlar. Ve bu yeterlidir. Okurun hayal edebilmesi için de birkaç argüman yeterlidir. Fazlasına gerek yoktur.
Okurken gördüklerimiz, dünyaya baktığımız kadardır. Ve yazar ne kadar detaylı anlatırsa anlatsın, biz kendi kapasitemiz kadarını görebiliriz.


Filiz Şakar










You May Also Like

2 yorum

  1. Ah o uyarlamalardaki hayal kırıklıkları yok mu :(

    YanıtlaSil
  2. Söylediklerine hem katılıyorum hem de katılmıyorum. Katılmadığım konu şu (büyük ihtimalle wattpad'de yazacağım hikayede belirli bir kişinin fotoğrafını koyduğum için katılmıyorum) : zaten söylediğim gibi, model konusu. Bence model,okuyucunun o karakteri başka bir şekilde düşünmesini engellemiyo. Yani mesela ben bi kitap okurken kapakta karakterlerin resimleri varsa o beni fazla engellemez. Okurken önce yazarın verdiği karalterleri canlandırarak okurum. Ama eğer yazarın verdiği karakter fotoğrafına bağlı kalarak okuyamıyosam, yani o karakterler benim hayalime uymuyosa,o zaman kendi kafamdan o karakteri hayal eder,öyle okumaya devam ederim. Biraz karışık yazdım galiba :) ama onun dışındaki söylediklerine katılıtorum,şu uyarlama olaylarına falan

    YanıtlaSil